917 nolu Hadis’in
İzahı:
Cenâiz kelimesi: Cenazenin
cem'idir. Kaamûs'a göre cenaze: ölen insan, demektir. Yahut cinâze: Ölen insan;
cenaze ise: Tabut, demektir. Bunun aksini söyleyenler de vardır. Onlara göre
cinâze: Tabut; cenaze: Ölen insan, demek olur. Cinâze'nin hem ölen insan hem de
tabut mânâsına geldiğini söyleyenler de vardır. Umumiyetle Hanefiler'in fıkıh
kitaplarında cenaze «ölmüş insan» mânâsına kullanılmıştır. «Cinâze» onlara
göre; Tabut, demektir.
Telkinden murâd: Ölen
kimsenin yanında arada sırada «Lâ ilahe illallah» diyerek, ona bunu
hatırlatmaktır. Tâ ki son sözü tevhid olsun. Çünkü itibar bir şey'in sonunadır.
Bu cihet bir çok eserlerde vârid olmuştur. Ulemâ buradaki telkin emrinin vücûb
değil; nedip ifâde ettiğinde müttefiktirler. Yalnız hastanın yanında sık sık
şahadet getirmeyi ve bunu hastaya söyletmeye çalışmayı mekruh görmüşlerdir.
Zîrâ hasta çektiği ızdırabın şiddetinden pek ziyâde bunaldığı cihetle yapılan
ısrarlara da canı sıkılarak red cevâbı verebilir; hattâ hiç beklenilmedik
tehlikeli sözler de söyleyebilir. Binâenaleyh bu cihet göz önünde tutularâk'
hasta bir def'â şahadet getirdimi bir daha tekrarlatmağa çalışılmamalıdır.
Ancak, şahadet getirdikten sonra konuşursa son sözünün kelime-i şahadet
olmasını te'min için yanında tekrar şahadet getirilir.
Bu hadis, ölen kimseye
kelime-i şahadeti telkin etmek, öldükten sonra gözlerini yumdurmak ve diğer
hukukunu ifâ için onun yanında bulunmak gerektiğine delildir. Bu cihet ulemâ
arasında ittifâkidir.
Ölen bir kimsenin son
sözü kelime-i şahadet olursa netice şudur: o kimse yeni müslüman oluyorsa
doğrudan doğruya; eskiden müslüman olup kulluğunu lâyıkıyla yaptıysa kezâlik
doğrudan doğruya cennete girecektir. Günahkâr müslümanların hâli Allah'ın
meşîetine kalmıştır. Dilerse onları da affeder, dilerse günahlarına kadar
cezalarını çektirdikten sonra cennetine koyar. Hâsılı son sözü îmân ederek
kelime-i şahadet olan kimse muhakkak cennete girecektir. Bu bâbda Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
Bir kimsenin (Lâ ilahe
illallah) olursa o kimse cennete girer.» buyurmuştur.
Hz. Muâz b. Cebel 'den
rivayet olunan bu hadisi Hâkim rivayet etmiş ve: «İsnadı sahihtir.» demiştir.
Ebû Bekir b. Ebi Şeybe
'nin sahih bir isnâdla Enes b. Mâlik (Radiyallahu anh)'dan rivayet ettiği bir
hadisde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bilmiş ol ki (Lâ ilahe
illallah) diye şahadet getiren kimse cennete girecektir.» buyurmuştur.
Bu bâbda daha bir kaç
sahâbîden hadîsler vardır. Kirmâni: «Şahadetten murâd: (Lâ ilahe illallah) ile
birlikte onun tamâmı olan (Muhammedün Rasûlullah)'ı da söylemektir.» diyor.
Buhârî şârihi Ayni bu
hususta tafsilât vermiş ve: «Hadîsin zahiri müşrik hakkında söylendiğini
gösteriyor. Bir müşrik (Lâ ilahe illallah) derse onunla, onun müslümanlığına hükmolunur.
Şayet ölünceye kadar bu hâl üzere devam ederse cennete gider. Fakat şahadet
getiren kimse Allah'a inanıp da, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
Peygamberliğini tasdik etmez yahut onun hassaten araplara gönderildiğini iddia
ederse sırf (Lâ ilahe illallah) demekle müslümanlığma hükmolunmaz. Mutlaka
(Muhammeden Rasûlullah) demesi icâb eder.
Şu da var ki
Hanefi'lerin cumhuruna göre, böyle bir kimsenin hakîkaten müslüman olabilmesi
için iki şahadeti söyledikten sonra: «İslâm'dan başka bütün dînlerden teberrî
ettim.» demesi şarttır.
Hadîsin ikinci isnadında
imam Müslim «Bunlar toptan bu isnâdla rivayet etmişlerdir.» demişdir.
Bütün nüshalarda aynı
şekilde rivayet edilen bu ibare sahih olmakla beraber, biraz kapalıdır. Onun
için Ebû Ali El-Gassâni ve diğer hadîs ulemâsı «Bu sözden murâd: Mezkûr zevatın
toptan Ümâratü'bnü Gaziyye 'den bu isnâdla rivayet etmiş olmalarıdır.»
demişlerdir. Yâni gerek Abdülazîz Derâverdî gerekse Süleymanu'bnü Bilâl bu
hadîsi aynı isnâdla Umâratü'bnü Gaziyye'den rivayet etmişlerdir. Müslim dahî,
onu bu şekilde tasrîh etse daha iyi olurdu. Nitekim âdeti de bu idi. Yalnız
burada bu ilmin ulemâsınca mes'ele açık olarak anlaşılacağı için ibareden hazf
yapmıştır.